Anahtar Parti İl Başkanı İşleyen: “Ülke riskini artıran ana unsur yönetilemeyen ekonomidir”

Anahtar Parti İl Başkanı İşleyen: “Ülke riskini artıran ana unsur yönetilemeyen ekonomidir”

.

Anahtar Parti İl Başkanı Yücel Ahmet İşleyen, İran’da başlayan askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkları yeniden ortaya çıkardığını belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu. İşleyen, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 12 Şubat 2026 tarihli enflasyon raporunda Brent petrol fiyatı için 2026 yılına yönelik 60,9 dolar öngörüsü bulunduğunu, Orta Vadeli Program’da ise bu rakamın 65 dolar olarak esas alındığını hatırlattı. Ancak 28 Şubat’ta İran’da başlayan askeri operasyon ve 2 Mart’ta İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından petrol fiyatlarının 91 dolara yükseldiğini ifade eden İşleyen, bu durumun ciddi bir sapmaya işaret ettiğini söyledi. Enerjide yüksek oranda dışa bağımlı bir ekonomi için bu tür sapmaların yalnızca tahmin hatası olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren İşleyen, bunun makroekonomik dengeleri doğrudan etkileyen stratejik bir kırılma olduğunu vurguladı. Yılın ilk üç ayında oluşan bileşik enflasyonun yüzde 11,18 seviyesine ulaştığını ifade eden İşleyen, mevcut tablo karşısında yıl sonu enflasyon hedefinin fiilen ulaşılamaz hale geldiğini savundu. Hedef aralığının revize edilmesine rağmen nokta hedefinin korunmasının çelişkili bir yaklaşım olduğunu belirten İşleyen, bunun piyasalarda güven kaybına yol açabileceğini ifade etti. Jeopolitik risklerin uzun süredir uluslararası çevrelerde tartışıldığını belirten İşleyen, ABD-İran gerilimi ve İsrail’in İran’a yönelik olası askeri operasyonunun uzun zamandır gündemde olduğunu söyledi. Türkiye gibi İran’la sınırı bulunan ve enerji maliyetlerine duyarlı bir ülkenin bu riskleri göz ardı etmesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden İşleyen, yaşanan gelişmelerin “siyah kuğu” yani öngörülemeyen bir olay olarak nitelendirilemeyeceğini dile getirdi. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın pompaya tam olarak yansıtılmasını önlemek amacıyla uygulanan Eşel Mobil Sistemi üzerinden sağlanan yüzde 75’lik ÖTV desteğinin kısa vadede vatandaş açısından doğru bir müdahale olduğunu ifade eden İşleyen, bu uygulamanın ulaşım ve lojistik maliyetleri üzerinden yeni bir enflasyon dalgasının oluşmasını geçici olarak sınırladığını söyledi. Ancak söz konusu uygulamanın bütçe üzerinde orta vadede ciddi bir yük oluşturabileceğini de belirtti. Akaryakıttan alınan ÖTV’nin bütçenin en önemli dolaylı vergi kalemlerinden biri olduğuna dikkat çeken İşleyen, bu gelirden yapılacak fedakârlığın kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturacağını ifade ederek bütçe açığı ve borçlanma riskinin artabileceğini dile getirdi. İşleyen, yaşanan gelişmeler karşısında üç ihtimal bulunduğunu belirterek, riskin hiç dikkate alınmamış olabileceğini, bilindiği halde bir B planı hazırlanmadığını ya da hazırlık yapılmasına rağmen kamuoyunun bilgilendirilmediğini söyledi. Hangi ihtimal gerçekleşmiş olursa olsun ortada kurumsal planlama ve şeffaflık açısından ciddi bir zafiyet bulunduğunu ifade etti. Savaş sonrasında gündeme gelen mali tedbirlerin de hazırlıksızlığın bir göstergesi olduğunu savunan İşleyen, kripto varlıklara işlem vergisi getirilmesi, bazı muafiyetlerin kaldırılması, kıymetli taşlara ÖTV uygulanması, bedelli askerlik ücretinin artırılması ve kamu taşınmazlarının satışına izin verilmesi gibi adımların bütçe gelirlerini artırmaya yönelik olduğunu ancak zamanlamasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Açıklamasının sonunda Türkiye’nin makroekonomik yönetim anlayışında köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu belirten İşleyen, güçlü ve uzun vadeli planlama yapabilecek kurumsal yapıların yeniden oluşturulması gerektiğini ifade etti. İşleyen, “Makroekonomik politika yapmak iyimser senaryolar yazmak değildir. Asıl mesele, fırtınayı önceden görüp geminin rotasını buna göre ayarlamaktır. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorun tam da budur. Ülke riskini artıran ana bileşen yönetilemeyen ekonomilerdir. Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran müdahaleler değil; öngörü kapasitesi yüksek, şeffaf ve planlı bir ekonomi yönetimidir. Bu nedenle Devlet Planlama Teşkilatı acilen yeniden kurulmalıdır.” dedi.



Başlık