8 mart dünya kadınlar günü; çalışan kadınların başta iş hayatında olmak üzere günlük yaşam da karşılaşmış oldukları sorunlara dikkat çekmek adına önemli bir gün.
1910 yılından beri dünyanın hemen her ülkesinde 8 Mart Kadınlar Günü olarak anılmaktadır.
Birleşmiş Milletler 1977 yıllında aldığı kararla 8 Mart?ı,Uluslarası Kadınlar Günü ilan etmiştir.
Peki neden?
Aslında dünyanın neresinde olursa olsun kadınlar yaşama eşit olarak katılamamaktadır.İster totaliter ister demokratik ülkeler de olsun, ister refah düzeyi yüksek, ister az gelişmiş ülkelerde olsun, ister eğitim düzeyi yüksek ister eğitim düzeyi yok denecek kadar olan ülkelerde olsun kadının konumu ne hukuk, ne siyaset nede günlük yaşam koşulları açısından eşit değillerdir. Her ülke ve coğrafya özelinde kadınlar erkeklere göre dezavantajlı durumdadır.
Eşit yaşam hakkı adına tüm dünyada kadınlar bir birey olarak yönetimde söz sahibi olmalarının ilk adımı oy kullanma hakkını elde etmeleridir. Bu hakka uzun ve sert bir mücadele ile kavuşan kadınlar, zamanla çalışma yaşamından başlayarak hayatın her alanında yer edinme adına çeşitli etkinliklerle bensiz bir dünyanın anlamı olmadığını hissetirdiler. Bunun dünyanın her yerinde ortak bir ses olarak dile getirildiği günde 8 mart?tır.
Sorun yalnızca hukuk düzenlenmelerden öte, zihinlerdekiayrımcı ve önyargılarla bezenmiş kadın algısının yıkılarak; eşit bir birey olarak benimsenmesidir.
Yapılan araştırmalarda;
Ülkemizde ki kadınların %23,2?si daha işe alım sürecinde ayrımcılık yaşıyor.
Kadınların yüzde 25?i güvencesiz (kayıt dışı)işlerde çalışmak zorunda kalıyor.
İşsizlik en fazla kadınları vuruyor.
ENGELLİ KADIN OLMAK
Yukarıda sıraladığım uygulamalara kadının birde engelli durumu söz konusu olunca ayrımcılık aileden başlayarak katmerlenerek gider. Çocukluk dönemi, ergenlik dönemi, yetişkinlik dönemi, aile hayatı kurma, çalışma hayatı... Bunların hiç birinde onun duygularının gerçek anlamda bir anlamı yoktur. Hep edilgen konumdadır, hayatına birileri yön verir.
Bir de annelik eklenince, sorunlar taşıması ağır bir yüke dönüşüyor.Özellikle evlendikten sonra engelli olan kadınların yaşam mücadelesi. Terk edilen eşler, çocuklarından ayrılan anneler...
ÜRETEN İNSAN OLMAK
Toplumun her ferdini değerli kılan topluma değer katmasıdır. Çalışan insan özelde kendisi için çalışıyor gibi olsa da genelde toplumsal bir fayda sağlıyor demektir. Toplumsal bir ihtiyacın karşılanması bazen tarlada başağın, bazen fabrikada bir makinanın, bazen okulda öğrencinin bazende bilgasayarın başında bilgi üretmek demektir. Biz bu ürettiklerimizi kadın erkek olsun topluma ne kadar mal edebilirsek o kadar kendimizi kabul ettirirz.
Dün akşam haberleri izlerken kadınlarımız aleyhine bir çok olumsuz haberlerin ardından çalışma hayatındaki kadınlarımızla ilgili olumlu haberler tüm karamsarlığımı aldı götürdü.Bu yüzden,
kadınlarımız yaptıkları, ürettikleri her şeyin değerli olduğu bilincinden asla vazgeçmemelidir. Gece ile gündüz nasıl bir günü tamamlıyorsa erkek de kadınla birlikte insanlığı tamamlıyor demektir.
Hepiniz çok değerlisiniz. Gelecek yıllarda 8 Mart Kadınlar Günü?nü kutlayacak haberler ve sevinçlerle karşılamak dileyiğle.