
Ayaza çalan gülümsememize kar yağıyor üşüyorum BEN!
Okuyan göz, düşünen akıl, işiten kulak, yazan kalem, Orta Asya? dan gelen Türk olduğunu unutma!
Suriye çöllerinin kumlarıyla yol yaparsan; Fırat?ın akışına kapılır Aras da yok olursun. Günahın kirli yüzünü Nil yıkarsa; ayağı kalkar Sakarya!
Mermer kırığı suratları, tellak gibi ter kokan kalın derili yaratıkları tanıyasın diye; Fırat homurdanmakta!
Gammaz aynama baktığımda işittiğim sözler; sevdan olan ülküne iyi bir eş olabilseydin eğer; Ney olur akar yürekleri mest ederdin!
Aç gözlülerin kefen cebi dolmadı hala! Özlem ve yoksulluk yorgan, hasret ve acı döşek, yastık bize sabır olmuş!
Bedeni sağ, gönlü tutsak coşarak yazan kalemin gölgesi uykuya teslim! Türk düşmanlarının biriktirdiği nefret barajlarının kapakları açıldı? Biliniz ki, ihanet arsasına kurulan binalarınız fay hattı üzerindedir!
Amerikan elbisesi giyenler; efendisi az, marabası çoktur oturduğun sofranın! Baş, gövde kol ve bacak sayarken kazana düştüğünün farkında bile değilsin?
Saklanan rüzgâr? Bayrağım üzgün! Dil ve kulaktan başka müşterisi olmayan
Aklım ağlamakta! Gönlüm güneş yanığı, umudun boynu bükük!
Dindarlıkla yarışanlar, harita üzerinden bayrak milliyetçiliği yapanlar ? Mustafa Kemalin Askerleriyiz ? diye haykıranlar, Çin malı gibi bozuk ve dayanıksızsınız. ? Hainle hıyar ekenin, kıçında bostan biter ? demiş atalarım!
Başı dik olarak girilen kapılardan, başı eğik çıkmamak için gelin bütünleşelim.
Pişmek isteyenler, piştikçe güzelleşenlerin yeri Ülkü adlı nazlı gelinin şefkatli kolları ve kucağıdır!
? Şarkılardan fal tuttum ikimize kaç kere/ Sana hep gül bülbül bana hep hasret düştü/ Dua ettim her gece avuç açıp göklere/ Sana neşe mutluluk bana hep hasret düştü. ?
Hasretle yaşamak niye? Var olana sahip çıkmak; Ay yıldızlı bayrak altında saf tutmak varken!
Ülküyle Esen Kalınız.
GÜRHAN ÖZORHAN