Gürhan Özorhan


SEVGİ PINARLARI!


GÜRHAN ABİ Yalaka, yandaş gazetelerin ucuz köşe kırlentleri yanında; Zabit kalemle yazı yazan kaç yazar kaldı? Yazacak çok şeyi bulunanlar; Bismillah demek için neden üşeniyorsunuz? Yahudi hizmetkârları yedi kollu şamdan bekçiliğine soyunanlar iyi bilirler ki; Müslüman Türk, harama uçkur açmadığı gibi domuz eti de tüketmez! Başı kapalı, ruhları çıplak sokağın moda mankenleri; Hazineler toprak ve su altında saklanır! Ahşap parçaları su ve yeryüzüne çıkar. Arayan hazineci ve dalgıç, çok geçmeden seni bulur! Şimdi kendimi sessizli-yemi hapse-deyim, yoksa mevcudiyetimi çaresiz-lige, meydan okumaya mı? Çıplak yüreğimin, içi de kar, dışı da! Oysa ben özgür dağlarda deli gibi esen yel idim? Kandırıldıkça alkışlayan bir kesim, aldatan dumanların kılavuzu oldu! Çölde taş yalayan diller! Karakışta bahar olur mu? Güz feleklerinin rüzgârı, müzik notalarına dönüştü? Gemicikler filosunda kurulan sofrada bal yiyenler, dert sofrasında kuru ekmek yiyenlerin sandalında geğirmekteler! Voltajı yükselen trafodan çıkan enerji evindeki elektrikli ürünlere zarar verir hale geldiğini hala anlamadın mı? Ülkü denen bu pak denizde yıkanıp paklanmak varken, kirli çayda abdest alıp kıbleyi şaşırmak niye? Derin devletle mücadele ediyoruz denilerek, derin milletimiz ? SIĞ ? hale getiriliyor! Millet olarak daha derin bir nehir ve kuyu yoktur. Derinlikleri kör kuyuda arayanlara itibar ettiğin yetmiyor mu?? Kılınan cenaze namazı değil, bayram namazıdır.? Söyleminde geç kalmayınız! Kalem yazar, kâğıt iniler, yürek ağlar! Tarihimi değiştirmek isteyenlerin mürekkebi olmak niye ? Akıntıya kapıl sakta, kürekleri doğru yönde çekip kurtulmak varken, boğulmak niye? ?Şansı yaver gidenin yar sarar yarasını, şansı yaver gitmeyenin felek beller anasını ?! Tekerlemesini söyleyen dillerden olma! ?Dost kır çiçekleri gibi avuçta değil, kurşun yarası gibi yürekte saklanandır ? Öğüdünün ta kendisi sensin! Sustuklarım beni acıtır, söylediklerim seni incitir. Ne kendini, nede atanı incitme ne olur! Ayaksız yürüyen ayakkabılar, ayakkabısız yürüyen ayakların efendisi olmuş? Yazar kasa ve düdüklü tencereler, biri kayıt eder, öteki çabuk haşlar masaya servis eder. Ne demişler; Mektup pulu, zampara dulu, şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı, Allah?ta kulunu severmiş. Siyasetin burnu büyük, kendileri bücür olanların isimlerini artık anmayacağım.?Az konuşmak imandan, çok söz nifaktan dır.? ( S.a.v.) Yürekleri vatan ve iman sevgisiyle dağlı sevgi pınarları, damla damla akın gönüllere. Ülkü İle Esen Kalınız. GÜRHAN ÖZORHAN